the-growlers-cd

The Growlers – Chinese Fountain

Gülşah Görücü (imza1)

The Growlers’ın kendilerine göre ayakları yere basan yeni albümü Chinese Fountain geçtiğimiz günlerde Everloving Records etiketiyle müzik market raflarına girişini yaptı.

Çok kısa bir sürede kayıtları tamamlanan bir albüm Chinese Fountain. 2 hafta içerisinde demoları tamamlanan albümün bir buçuk hafta gibi kısa bir sürede de Sea Horse Sound Studio‘da kayıtları yapıldı. Bu aslında The Growlers ekibi için de bir ilk bu. Çünkü ilk defa çıkardıkları bir albüm profesyonel stüdyo şartlarında kaydedilmiş oldu. Yani Growlers biraderlerin modern stüdyo şartlarıyla tanıştığı ilk albüm. Dolayısıyla röportaj verirken Chineese Fountain’a ayakları yere basan ilk albümümüz demeleri de bundan mütevellit.

Albümün ne yaptığını anlamak pek de zor değil. Disco’dan başlayıp funk’a oradan punk’a ve hatta new wave’e atlayan 11 şarkılık bir macera. The Growlers ön adamı Nielsen’in havai bir kovboy edasında söylediği parçalar The Growlers sevenleri bu albümde de yalnız bırakmıyor. Albüm hakkında daha detaylı ahkam kesmeden önce bileni bilmeyeni var deyip biraz The Growlers’dan bahsedelim istiyorum.

Gönlünü garage – psychedelic rock’a kaptırmış beşi birbirinden güzel adamdan oluşan Californialı bir topluluk The Growlers. Müzik otoriteleri tarafından gitarları güneşin altında kurumuş sörfçülerin müziği olarak tanıtılması da memleketlerinin şanından geliyor, California’dan. Bir de tabii kaygan gitar melodilerinden. İlk albümlerini hatırlamak için bundan 5 sene öncesine gitmemiz lazım: Are You in or Out. Daha çiğ gitarlar daha kulak yakan davullar, daha kendi halinde bir müzik. Ardından ikinci albüm Hot Tropics ve geçen kış piyasalara sürülen topluluğun üçüncü stüdyo albümü Hung at Heart. Austin Psych Fest’te ön plana çıkmaları, The Black Keys, Dr. Dog, Devendra Banhart, Julian Casablancas ve Night Beats gibi isimlerle turneye çıkmaları ve son albüm Chinese Fountain.

4

Eylül 2014’e geldiğimizde The Growlers diskografisinde yerini alan Chinese Fountain, daha olgun, daha cilalı bir albüm. Bu albüm aslında bir bakıma Californian rock’ın psychdelia ile nikah tazelemesi. country, surf, pop ve rock’ın birleşiminden gelen bir tür beach goth. Onlar artık bu albümde internetin hem İsa’dan hem de John Lennon’dan büyük olduğunu düşünüyorlar. Albümün çıktığı gün tüm kayıtların eş zamanlı youtube’da bulunması da bunun başka bir yansıması.

Alışıldığı üzere The Growlers bu albümde de uzak hayallerden, sihirli günlerden ve kafa karışıklıklarından bahsediyor. Psychedelic disco-punk melodilerine biraz da reggae aroması katıyor. Şarkılar yine vokal Brooks Nielsen ve sekiz yıllık arkadaşı gitarist Matt Taylor’ın ellerinden çıkma. Davulda Scott Montoya’yı, bas gitarda Anthony Perry’i ve klavyede Kyle Stratka’yı dinliyoruz.

growlers-huck-20

Albümün açılış parçası Big Toe, dalgalı gitar akortları ve güçlü bas altyapısıyla karşılıyor dinleyenini. Şarkının hikayesi ise bir kadına ait. Nielsen yine o kadını kendi üslubuyla anlatıyor tabii. Albümün ikinci sıradaki parçası Black Memories ismi kadar karanlık olmayan bir parça. Hatta yeri geldiğinde ilk dansınızı edebileceğiniz bir parça, dört dörtlük bir Growlers parçası. Albüme adını veren parça Chinese Fountain albümün üçüncü sırasında yerini alıyor. Albümün disco-punk harmanını en net hissedebileceğimiz parçalarından biri. Hangi jenerasyonda olduğumuzu, neye benzediğimizi ve neye ait olmadığımızı anlatıyor bu parça. Yukarıda bahsi geçen internet İsa’dan da John Lennon’dan da büyük iddiası da bu parçaya ait.

Dull Boy albümün en sevdiğim parçalarından biri. Yataktan ters kalktığın günün bir akşamüstü kahvesiyle bir anda keyifli hale gelmesi gibi hissettiriyor bu parça. Sanki biraz da içinde biriktirdiğin kızgınlıkların öcünü şehirden almak isteyenlere yazılmış gibi. Albümün en güzel parçaları listesinde ilk üçte, çevir çevir dinle.

Good Advice albümün radio-friendly parçalarından bir tanesi. Albümün temposu en yüksek şarkılarından. Nielsen’in çatallı sesini iyiden iyiye hissedebildiğimiz parçanın en güzel yanı bouncy gitarların bu parçada Nielsen’e daha istekli eşlik etmesi. Going Gets Tuff albümün altıncı sırasında kalıyor. “Her şey çok güzel olacak, her şey çok güzel olacak, her şey çok güzel olacak ” diye mırıldanacaksınız bu şarkı bitince, öyle güzel hissettiren bir parça. “Sevgiye verdiğimiz emek bizi elbette bir gün bizi ödüllendirecek” diyor Nielsen en California’lı haliye.

Hemen arkasından gelen parça Magnificent Sadness‘in verdiği karamsarlığın üstesindense Love Test geliyor. Albümde Taylor’ın kıvrık gitar melodilerini en net işittiğimiz parçalardan biri. Biraz 60’lar havailiğini biraz da Venice Beach kumlarının sıcağını taşıyor. Albümün kapanış parçası Purgotory Drive çok yerinde bir kapanış şarkısı. Nielsen’in bizden bu kadar deyip gerisini bize bıraktığı parça.

Günün birinde Route 66 hayalinizi gerçekleştirebilirsen, bu albümünü torpidoya koymayı unutma Ceyms.  Ayağın gaz pedalındayken,  bir taraftan da elindeki XXL burgerini ellerinden ketçaplar aka aka ısırırken Chinese Fountain sana iyi bir yol arkadaşı olacak, yaz bunu bir kenara.


Ceyms seçkisi bu parçaları dinlemeden geçmeyin:
Big Toe
Dull  Boy
Going Gets Tuff