Haftanın öne çıkan filmi John Wick’i bahane edip Keanu Reeves’in sinema serüvenine göz atalım

 

Muamer Brav

 

Hüzünlü bakışlarıyla birçok kadının içini titreten Keanu Reeves’in çekik gözlerinin sebebi Hawaii’li babası. İsmi de Hawaii dilinde “Dağlardan esen rüzgar” anlamına geliyor. Televizyon dizilerinde ufak rollerle başlayan kariyerinde ilk dikkatimizi çekişi, Stephen Frears’in şahane  Dangerous Liaisons (Tehlikeli İlişkiler) filmiyle oldu. Glenn Close ve John Malkovich’in başrollerinde harikalar yarattığı filmde, Close’un ağına düşen aşıklarından birini canlandırdı. Reeves, bir yıl sonra oynadığı komedi filmi Bill & Ted’s Excellent Adventure’la geniş kitlelerin tanıdığı bir oyuncuya dönüştü. Bill ve Ted serisinden sonra  birkaç kalabalık kadrolu komedide rol alan aktör için 1991 yılı “kırılma noktası” oldu. Aktör önce Kathryn Bigelow’un yönettiği aksiyon ve sörfü birleştiren Point Break’te (Kırılma Noktası) banka soyan bir sörfçü grubunun içine sızan FBI ajanını canlandırdı. Halen keyifle seyredilen ve eskimeyen film, onun iyi bir aksiyon yıldızı da olabileceğini kanıtladı. Patrick Swayze’yle birlikte iyi bir ikili oldular. Sanat sinemasının en iyi isimlerinden Gus Van Sant’ın aynı yıl çektiği My Own Private Idaho’ysa onu has sinemaseverlerin yıldızı yaptı. Erken dönem Brokeback Mountain olarak adlandırabileceğimiz filmde Reeves, River Phoenix’le sokaklarda yaşayan, vücutlarını satan, uyuşturucu kullanan iki genci canlandırdı. İki oyuncu da o yılın en başarılı aktörleri arasında yer aldı.

 

[Not a valid template]