Bundan tam 60 yıl önce, 4 Ekim 1957’de, şaşkına dönmüş milyonlarca Amerikalı başını göğe kaldırıp, bir yıldıza benzeyen hareketli objeyi izlemeye çalışıyordu. Her 90 dakikada bir görünür olan bu parlak ve hareketli nesne, Sovyet Rusya’nın yörüngeye fırlatmayı başardığı dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik 1’di. Kıtalararası füze geliştirdiğini iddia eden Sovyet Rusya’yı ciddiye almayan ve bir hafta sonra Sputnik’in yörüngeye oturtulmasıyla kendini ciddi tehdit altında hisseden ABD ile Sovyetler arasındaki Soğuk Savaş’ta yeni bir sayfa açılacak; Uzay Yarışı başlayacaktı.

sputnik1
Dünyayı değiştiren yapay uydu Sputnik’in yörüngeye gönderilmesi ABD’yi adeta alarm durumuna geçirdi. Dahası, bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin propaganda malzemesi olarak ne kadar büyük değere sahip olabileceği, ancak o zaman anlaşıldı. Sputnik hadisesini takiben ABD yönetimi, askeri amaçların haricinde görev yapacak olan sivil bir araştırma geliştirme birimi kurulması gerekliliği üzerinde karar kıldı ve 1958 yılının ortalarında NASA’yı kurdu. Aynı yıl içinde bilim ve teknoloji üzerine eğitim alan gençleri teşvik amacıyla “National Defense Education Act” (Ulusal Savunma Eğitim Yasası) çıkarıldı. Matematik ve bilim dallarında eğitim alan öğrencilere düşük faizli kredi planı açıklandı. Soğuk Savaş, bilim, sivil teknoloji ve eğitim alanlarında son hızıyla sürüyordu.

sputnik2
ABD, kendi uzay programını başlattıktan ve NASA’yı kurduktan sonra, 12 yıl içinde Ay’a insan göndermeyi başardı. Dolayısıyla, Sovyetlerin Sputnik’i olmasaydı ABD’nin Ay’a insan göndermesinin de çok daha uzun zaman alacağını söylemek yanlış olmaz.