Paris Moda Haftası’nda ilk iki gün…

gunesgunerisik_imza

Issey Miyake’den Valentino’ya, hatta Louis Vuitton’a kadar en güçlü markaların koleksiyonlarındaki farklı kuş desenleri ‘büyük beyinler bu kadar mı aynı düşünür’ sorusunu ağızdan ağıza taşıdı.

Paris’in en yoğun olan ikinci ve üçüncü günleri taksiler grev kararı aldı. Uber ve taksi çekişmesi sıfır taksi ve karaborsa Uber olarak sonuçlandı. Bir çok moda profesyonelinin defileleri kaçırması da cabası.

 

[Not a valid template]

 

Birinci Gün:

  • Milano’nun ardından; Paris daha da bir güzel gelir; daha çok gökyüzü, daha sakin bir tempo, daha çılgın giyinen bloggerlar. İlk günü öğleden sonra başlayıp akşam geç saatlere kadar sürer. Defile kapılarında bekletmek de neden bilinmez bir Paris alışkanlığı. İlk gün prezantasyonlara daha çok yer verilir. Günün en kalabalık kapısı Valentino, en merak edilen şovu ise Raf Simons olur.

 

  • Güne Maison Kitsune ile başlamak iyi gelir. Markanın neşeli, dinamik tavrı, muzip baskıları ve 24 saat rahatlıkla giyilebilen tasarımları her daim görülmeye değer. Paris’in yaz sıcaklarında boş bir çöle benzeten Kitsune, koleksiyonunu da sürreel bir Paris çölü üzerine kurmuş. Farklı pamuk parkalar ve gömlek ceketler önümüzdeki yazın anahtar parçaları.

 

  • Pierre Hardy yeni koleksiyonunu Paris’in son dem popüler mekanı Les Bains’in suit’inde sergilemeye karar vermiş. Tasarımcı, küp prizmalardan hazırladığı desenleri, sandaletler, espadriller, spor ayakkabılar, fularlar ve çantalarda farklı tonlarda kullanmış.

 

  • 1971’lerin David Bowie fotoğraflarını gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Uzun saçlı, geniş kenarlı şapkası, yanında bir çocuk arabası ve içinde 3 haftalık oğlu Zowie. Bu resimler Walter Van Beirendonck ‘a öyle bir ilham vermiş ki, çocuk odalarının duvar kağıtlarını ve hatta oyuncak peluş hayvanlarını erkek giysilerine dönüştürmüş. Koleksiyonuna da Bowie’nin “Moonage Daydream” şarkısından,” Electric Eye ” ismini vermiş.

 

 

  • Valentino, kusursuz kumaşlar, aplikeler ve el dikişleri ile ‘couture’giyimi günlük kılmak isteyen bir koleksiyon ile karşımızdaydı. Her ne kadar, kusursuzluk ön planda olsa da, gitar askıları, asker ceketleri gibi daha sokak detayları da koleksiyonun içinde yer bulmuştu. Bu hali ile 2016 yaz koleksiyonu kuş kondurulmuş geçmiş koleksiyonlar kolajını andırmadı değil.

 

  • Spotların olmadığı, akşamüstü güneşi ile harika bir avluda her izleyicinin ilk sıradan koleksiyonu tüm detayları ile görebildiği bir defile ilk duyuşta hayal gibi gelebilir. Haider Ackermann sağ olsun, standart sunum formatının dışında egzotik, oryantal bir o kadar da maskülen bir koleksiyonu masalımsı bir ortamda izleme şansımız oldu.

 

  • Paris’in en limitli girişi olan defilelerinden biri de çok kez modanın dahi çocuğu olarak işaret edilmiş Raf Simons’a aittir. Her daim orijinal ve farklı olmayı başaran tasarımcı bu sezon da beklentileri boşa çıkartmadı. Dedesi ve dedesinin kılıklarından etkilenen tasarımcı, çok genç ve çok yaşlı arasında ilginç bir bağ kurarak, podyumda eski ve yeniyi bir araya getirdi. Valentino yemeği ile çakışan defile saati birçoklarına sıkıntılı zaman yaşatsa da; defile sezonun en kuvvetli alkışlarını topladı.

İkinci Gün:

  • Taksi grevi ile başlayan gün ulaşım sıkıntısında rekor kırdı denebilir. Parisin bir ucundan diğerine yetişmek için Uber de yetersiz kaldı.

 

  • Phillip Lim’in sportif ve hafif tasarımları ile başlayan gün diğer bir kuş sever marka Issey Miyake ile devam etti. Tokyo papağanlarını koleksiyonuna taşıyan Miyake Mizutani son kitabı, ‘Colors’ dan etkilenmiş.

 

  • Aynı kılık farklı çılgınlık sunumu ile Rick Ovens kimseleri şaşırtmadı.

 

  • Paris’in en çok konuşulan defilesi de koleksiyonu da Louis Vuitton oldu. Kim Jones’un Christopher Nemmeth’den etkilenerek hazırladığı kış koleksiyonu Colette’te alkış toplamaya devam ederken, çok daha iyisini podyumlarda görmeyi kimse beklemiyordu. Nile Rodgers’ın harika müziği eşliğinde podyuma çıkan Japon esanslı Amerikan spor tavrı oldukça ilginçti. Parlak renkli ipeklerden beysbol ceketler, üzerlerinde mücevherimsi kuş nakışları hemen herkesi hayran bıraktı. Kim Jones’un kendi pop duyarlılığı sayesinde her farklı kültürden yarattığı modern tasarımlar için 2016 2yazını beklemek zor gelebilir.

 

  • Defileler arasında EachXOther markasının Robert Montgomery işbirliği ile hazırladığı tişört ve sweatshirt koleksiyonlarına da göz atma şansımız oldu.

 

  • İkinci günün ikinci yıldızı ise Paris’in sabırsızlıkla beklenen koleksiyonu Dries Van Noten’a ait. ‘Love me tender’ la başlayıp ‘This is not a love song’la devam eden defile, müzikleri ile de şov yaptı. Koleksiyonları ile hemen hemen her dev markaya ilham veren Dries, tüm koleksiyonuna Marilyn Monroe’yı yerleştirerek cüret sınırlarını aşmış. Ancak sanırız Marilyn’i erkek kıyafetlerine onun kadar zevkle ve giyilebilir bir şekilde taşıyabilecek bir tasarımcı daha çıkmayabilir.