“Bir kişiyle röportaj yapacaksın, o insan tüm dünyaya bir mesaj verebilecek kadar temiz yürekli olmalı” deselerdi, benim için o isim şüphesiz Belçim Bilgin olurdu. Hem iş hem de arkadaşlık için kaçıncı bir araya gelişimiz bu bilmiyorum ama Belçim’in insana iyi gelen biri olduğunu çok iyi biliyorum. Çalsın Sazlar filmi vizyon arifesinde olan oyuncuyla baş başayız.

RÖPORTAJ: DRİTA DRAZ – dritadraz@gmail.com

 _ABB1762

Bluz DKNY, etek Arzu Kaprol, büstiyer Penti, küpe Gazzas

BU ARALAR…

Bir sürü karar vermem gereken proje var; bir yandan da acaba bir süre yurtdışına mı gitsek diye düşünüyoruz.

ANKARALI OLMAK

Fazla korunaklı, belli bir yaşa kadar masum, hayatı çok örselenmeden tecrübe etme fırsatı veren bir şehir Ankara. Orada büyüdüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. Disiplinli olmak, daha naif kalmak dışında girdiğin ortama kolay adapte olmak gibi bir tandansı var Ankaralılığın, en çok da bunu seviyorum sanırım. Mesela şu anda İstanbul’da çoğu yakın arkadaşım Ankaralı ve biz bunun tesadüf olmadığını düşünüyoruz. Ortak bir geçmişimiz olduğu için birbirimize kendimizi anlatma ihtiyacı hissetmiyoruz. 

İÇİMDEKİ ANKARALI

Neredeyse sert bir olayla karşılaştığım her zaman. O hep orada, hiçbir yere gitmiyor aslında. Ankaralı arkadaşlarımı gördüğüm zaman hiç değişmemiş halde ortaya çıkıyor mesela. Korktuğum zamanlarda da; geçmişe özlem duyarsın ya, sığınmak istersin, öyle bir şey sanırım. Bence Ankaralı olmak, sığınacak bir yerinin olması demek; bu da güzel ve kendini güvende hissettiren bir şey.

_ABB2101

Body Marks&Spencer, etek Arzu Kaprol, Ayakkabı Elle, küpe Gazzas

YA İSTANBUL?

İstanbul’a tam zamanında geldiğimi düşünüyorum, daha erken olsaydı kendimi burada doğru konumlandıramayabilirdim. Şimdi keşfettiğim İstanbul’dan sonra da bir daha Ankara olmaz artık. İstanbul kesinlikle daha renkli, heyecanlı; keşfedilecek çok mekan, gidilecek çok restoran var. Burası için Türkiye’nin özgür yüzü diyebiliriz. Kendini ortaya koyarken çekincelerinin olmadığı bir şehir, belki de en çok bu sebeple benim için ve pek çok insan için vazgeçilmez.

KÜSTÜM, OYNAMIYORUM

Eskiden çok üzülüyordum, az önce söylediğim gibi içimdeki Ankaralıya sığınıyordum. Ancak artık eski efektifliği kalmadı, kırmıyor beni, sadece “küstüm ben, oynamıyorum hiçbirinizle” ruh hali geliyor üzerime ve kabuğuma çekiliyorum. Ne kötü ki insanlar kötülükten besleniyor, istiyorlar ki bir şeyler kötü olsun ve konuşsunlar, resmen hayatlarını bunun üzerine kuruyorlar. Malzeme bazen ben oluyorum, bazen başkası, bazen siyaset, bazen de bambaşka bir şey. Her ne olursa olsun insanların öfke ve kin kusma reflekslerinin ne kadar gelişmiş olduğunu görüyorsun. Bazen hâlâ bu kadar nefretten, sevgisizlikten çok ürküyorum.

RODİN BİZİ SEÇTİ

Her ruhun bunu tercih ederek ve nereye geldiğini bilerek geldiğini düşünüyorum. Rodin de bizim hayatımıza gelmeyi seçti. Biz hayatımızı ona göre değiştirirsek bir yerlerde bir terslik var demektir. O dengeyi bizim yanımızda yaşayacak ve bize ayak uydurarak öğrenecek. Biz ona ayak uydurursak süreçte doğal olmayan bir şeyler hissedilebilir.

_ABB2520

Etek ve ayakkabı Özgür Masur, body Vakkorama, deri ceket Arzu Kaprol

SADE BİR STİL

Modayı seviyorum ama moda tanımım kendimi nasıl hissettiğimle alakalı. Modum ne diyorsa oyum; bazen çok elegan, bazen çok salaş giyindiğim zamanlar oluyor. Kamufle etmeyi bilmek önemli, zaman içinde öğreniyorsun bunu da. Daha sade ve düz bir stilim var, beni desen kullanırken çok az görebilirsin. Siyah, beyaz, gri ve pudra gibi romantik renkleri kullanmayı severim. Alexander Wang, Balmain, Valentino, Elie Saab’ı seviyorum; gündelik hayatta da tercihim Rag&Bone, Opening Ceremony, Beymen Academia, Blender’dan yana. Eda Güngör-Museum of Fine Clothing, Mehtap Elaidi, Özgür Masur, Closh, Elif Cığızoğlu da Türk tasarımcı/modacılar olarak gönlümü fetheden isimlerin başında geliyor.

ERKEKTE FAZLA ÖZEN İTİCİ

Açıkçası erkeklerde fazla özeni itici buluyorum. Hazırlanılmış ve çok düşünüldüğü belli olan kıyafetleri, kombinasyonları sevmiyorum. Bence cool, kendilerini içinde rahat hissettikleri ama tabii hem renk hem de tarz olarak uyumlu kombinasyonlar, iyi seçimler. Erkekte dışarıdan hissedilen fazla bakım ve özenilmişlik hoşuma gitmiyor.

HANGİ JAMES; DEAN Mİ, BOND MU, LEBRON MU?

James Franco. Çok seviyorum James Franco’yu yahu. James Dean gizemi, James Bond seksi çağrıştırıyor ancak ben izninle James LeBron’un yerine James Franco diyeceğim. Franco’yu çekici, yaratıcı ve eğlenceli buluyorum.

_ABB1946

Bluz, kemer ve etek Closh, ayakkabı Elle, küpe Gazzas

YILMAZ, BAŞKA TÜRLÜ BİR KALP ÇARPINTISI

Yılmaz Erdoğan’la ilişkinizde aşk ve arkadaşlık oranlarını sorsam?

Yılmaz’a olan hislerimi daha önce yaşamadığım, başka hiçbir şeye benzemeyen bir heyecan ve başka türlü bir kalp çarpıntısı olarak tanımlayabilirim. Tek bir duyguda kalmıyor ilişkiler, başlarda daha coşkulu olan şey, yerini başka bir hale bırakıyor. Devreye hayattaki öncelikleriniz giriyor ama biliyorsunuz ki arkadaşınız, sevgiliniz, aşkınız orada duruyor. Şu anda evrildiği yer, Rodin’in de hayatımıza katılmasıyla aile olmanın getirdiği daha oturaklı ama arkadaşlığın, sevginin ve aşkın da olduğu bir nokta. 

YENİ FİLM PEK YAKINDA

Ocak ayının ilk haftası, rol aldığım Çalsın Sazlar adlı film vizyona girecek, onun için çok heyecanlıyım. Yönetmenimiz Nesli Çölgeçen büyük bir usta, onun gibi işini titizlikle yapan bir ismin setinde olmak benim için çok konforlu bir deneyim oldu. Çok sevdiğim arkadaşım Murathan Özbek’in üzerinde uzun süredir çalıştığımız kısa film projesi için çekime başlıyoruz. Bu ay ikincisi düzenlenecek olan Boğaziçi Uluslararası Film Festivali’nin jürisi olacağım. Çok genç ve güzel bir festival, vizyonu çok geniş. İleride kalıcı bir festivale dönüşeceğine yürekten inanıyorum.

FOTOĞRAFLAR: TAMER YILMAZ-FABRİKA
MODA EDİTÖRÜ: HAKAN ÖZTÜRK
SAÇ-MAKYAJ: ÖNDER TİRYAKİ
FOTOĞRAF ASİSTANI: TUĞBERK ACAR
MODA ASİSTANI: ŞEYMA ARSLANER