Dünyanın en gelişmiş ve belki de en içine kapanık ülkelerinden biri olan Japonya, doğurganlık sorununda yeni bir seviyeye ulaştı. Geçtiğimiz yıl ülkede, 1899’dan bu yana ilk defa bir milyonun altında çocuk dünyaya geldi.

Ulusal Nüfus ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün yürüttüğü araştırma, ülkenin günümüzde 127 milyon olan nüfusunun, 2065 yılına kadar 40 milyonluk bir düşüş gösterebileceğine işaret ediyor. Japon uzmanlar, kısa vadede değişmesi pek mümkün görünmeyen düşüş trendini, yeni neslin aile kurmaya ilgi/isteğinin olmamasına ve düşük göçmenlik oranına bağlıyor.

Harvard Üniversitesi’nde Japonya üzerine araştırmalar yürüten sosyolog Mary Brinton, ülkedeki çalışma kültürünün sonucu olan uzun mesai saatlerinin, aktif bir sosyal yaşama ayıracak zaman bırakmadığını belirtiyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, yeniden yapılanma sürecine giren ülkede on yıllarca erkeklerin çalışıp kadınların evde çocuk büyüttüğünü söyleyen Brinton’a göre günümüzde kadınların daha yoğun bir şekilde iş hayatına katılması, her iki taraf için de aile kurmayı zorlaştırıyor.

“EVLENMEK İSTİYORUM AMA…”

2016’da yürütülen bir başka araştırma da benzer sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan evlenmemiş Japon erkeklerinin yüzde 70’i, kadınların ise yüzde 60’ı bir ilişki içinde olmadıkları söylüyor. İşin ilginç yanı ise katılımcıların büyük bir çoğunluğu nihayetinde evlenmeyi istediklerini de belirtiyor.

Son birkaç yıldır ölümlerin doğumların üstünde olduğu ülkede, 2060’a gelindiğinde nüfusun yüzde 40’ının 65 yaş ve üzerinde olacağı öngörülüyor. Bu oran günümüzde yüzde 27 seviyesinde.

Shinzo Abe’nin başında olduğu hükümet, çalışma şartları ve saatlerinin düzenlenmesi, böylece iş ve ev hayatının bir dengeye oturtulabilmesi için büyük şirketlerle masaya oturuyor ancak uzmanlar, olası değişikliklerin pek de fayda etmeyeceği görüşünü savunuyor.