Apple, uzun bir aradan sonra nihayet MacBook Pro‘larını güncelledi. Gerek tasarım gerekse donanım anlamında büyük yeniliklerle gelen bilgisayarların en konuşulan özelliği ise fonksiyon tuşlarının yerini alan dokunmatik OLED panel oldu. Peki bu panel gerçekten kullanım kolaylığı sağlıyor mu yoksa Apple’ın yaratıcılıktan ve yenilikten uzaklaştığı söylentilerine yanıt vermek için tasarladığı işlevsiz bir araç mı?

mbp13rd-15rd-tb-2016-spgry-b2b_pr-print

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Apple’ın dünkü etkinliğinin tarihi stratejik olarak belirlendi. Çeyrek gelirlerinin düştüğünü gösteren raporun ve teknoloji dünyasında beğeniyle karşılanan Microsoft’un Surface Studio lansmanının hemen ardından düzenlenen etkinlikle, dünyanın en değerli şirketi dikkatleri yine üzerine çekmeyi başardı.

Yeni MacBook Pro’lar, eski modellere kıyasla çok daha hızlı, çok daha güçlü ve çok daha ince. Ancak Apple bu kez yalnızca ufak tefek değişikliklerle kalmamış, tabiri caizse bilgisayarları yeniden yaratmış. Öne çıkan yeniliklerin başında incelen ve hacmen küçülen gövde geliyor. 13 inçlik model 14,9 mm, 15 inçlik model ise yalnızca 15,5 mm kalınlığında. Ağırlıkları da sırasıyla 1,37 kg ve 1,83 kg.

mbp13rd-tb-2016-psl-psr-spgry_pr-print

Bilgisayarlarda Apple’ın şimdiye kadar Mac’lerde kullandığı en canlı ve en parlak ekran yer alıyor. 500 nit parlaklığındaki ekran, sRGB’ye kıyasla yüzde 25 daha fazla renk sunan geniş renk yelpazesine sahip. Kontrast değeri de eskisine kıyasla yüzde 67 daha yüksek. Yüzde 58’e kadar daha yüksek ses veren hoparlörler, konfor ve hassasiyeti artırılan ikinci nesil kelebek mekanizmasına sahip klavye ve büyüyen Force Touch trackpad de diğer yeniliklerden.

Apple’ın sadeleşme prensibinin bir sonucu olarak yeni MacBook Pro’larda yalnızca 4 adet USB 3.0 destekli Thunderbolt 3 bağlantı yuvası ve kulaklık girişi bulunuyor. Thunderbolt yuvalarının ikisine aynı anda iki adet 5K çözünürlüklü ekran bağlanabiliyor. 40 Gbps veri aktarım hızına çıkabilen yuvaların tümü şarj için de kullanılabiliyor. Donanım olarak 3,8 GHz’ye kadar çıkabilen işlemci gücü, 16 GB’a kadar RAM, 2 TB’a kadar sabit disk ve 4 GB’a kadar ekran kartı seçilebiliyor. Ve pek tabii ki fiyatlar da buna göre değişiyor.

mbp13rd-tb-2016-spgry-blueburst_pr_00-0008-048-print

Tüm bu saydıklarımız, MacBook Pro’ların yenilendiğini göstermek için yeterli olsa da Apple’ın bir sürprizi daha var: Touch Bar. Klavyenin üst sırasındaki fonksiyon tuşlarının yerine gelen ve çoklu dokunmayı destekleyen OLED panel, kullanım esnasında en çok ihtiyaç duyulan araçları klavyeye taşıyor. Daha doğrusu Apple böyle olduğunu/olacağını söylüyor. Panel üzerinde parmak kaydırılarak bir videoda ileri geri gidilebiliyor ya da fotoğraf galerisinde fotoğraflar arasında gezilebiliyor. Kullanılan programlara özel işlevler de kolay bir şekilde bara taşınabiliyor. Touch Bar aynı zamanda iPhone’larda da olan Touch ID özelliğine sahip. Bu sayede alışverişlerde ya da oturum açarken parmak izi kullanılabiliyor.

Ancak Touch Bar’ın sıkıntılı tarafları da var. Bunların başında oldukça dar olması ve Trakpad’le yapılabilecek birçok işlevi üzerine alması geliyor. Ayrıca Apple’ın vurguladığının aksine hemen parmaklarımızın ucunda olmaktan oldukça uzak. Yapılan yorumlar, parmakları klavye üzerinden ya da Trackpad’den kaldırarak Touch Bar’ı kullanmanın pek de pratik olmadığı yönünde. Touch Bar’ın sunduğu “gizli” araçlara ulaşmanın pek zor olmaması da cabası.

mbp2

Neyse ki Apple’ın buna da bir çözümü var. 13 inçlik yeni Macbook Pro’ların giriş seviyesi modelinde Touch Bar ve dolayısıyla Touch ID bulunmuyor. Ek olarak Apple iki Thunderbolt yuvasını da kırpmış. Touch Bar’lı en düşük modelle arasında işlemci ve ekran kartı dışında da bir fark yok. İki model arasındaki fiyat farkı ise 1.200 TL. Bu farkı ödemeye değer mi sorusunun yanıtını zaman gösterecek.

VİDEO